Ekmek, hayatımızın vazgeçilmez gıdalarından biri. Yemek kültürümüz ve beslenme alışkanlıklarımızda ekmeğin olmadığı bir yer yok sayılır. Bazı insanlar doyma hissini sadece ekmek yediklerinde alırlar. Bu tam anlamı ile ekmek destekli bir beslenme alışkanlığıdır.
Ekmek, sindirilirken glikoza dönüşen ve vücudun salgıladığı serotonin hormonunu arttıran bir besindir. Doyurucu olması nedeniyle ve kültürel nedenlerle ekmeği çok fazla tüketiyoruz. Diyetin baş düşmanlarından biri olarak görülen ekmek, aslında hem faydalı hem de zararlı bir besin. Kilo yaptığı için ekmeği diyet menülerinden çıkartıyoruz ancak, ekmeğin pişiriliş biçimi ve seçimi doğru olduğunda faydalı ve gerekli bir gıdadır. Sakıncalı olan beyaz ekmektir. Beyaz ekmeği çok yiyenler kilo, obezite hastalığı, şişkinlik ve bağırsak kanseri gibi birçok sorunla karşılaşabilir.

Ekmek ve Diyet
Maalesef 1961 yılından beri ekmeğin pişiriliş biçimi ve süresi değişti. Ekmeğin daha uzun ömürlü olması, beyaz görünmesi ve lezzetli olması için uygulanan ekmek mayalarındaki fermantasyon süresindeki kısaltan bakteriler, bağırsak hareketlerini sağlayan bakterileri olumsuz yönde etkilemektedir. Bu etkilenme bağırsakların dengesinin bozulmasına, sindirimi zorlaştırmasına, kabızlığa, şişkinliğe ve bağırsak kanserine neden olabiliyor.
Uzmanlar, tahıllı ve renkli ekmelerin tüketilmesinin ya da mümkünse ekmeğin evde pişirilmesi gerektiğini uzun yıllardır anlatmaya çalışıyorlar. Günümüzdeki o süslü ve çeşitli ekmekler aslında daha fazla acıktırıyor ve kandaki şekeri yükseltiyor. Suçlu olan ekmek değiş, pişiriliş biçimi ve rengi.
Benzer diyet konusu bulunamadı.